1 Şubat 2016 Pazartesi

MASON "NİZAM" DURUŞU



MASON "NİZAM" DURUŞU



M.Kemal’in mason sadakat duruşunun “Bilge Kağan” duruşu olduğu iddia edilerek, bugüne kadar “Tarih” diye anlatılan masallara bir yenisi daha eklendi. Eğer bu anlayışla hareket edecek olursak, ABD’yi kuran ve mason olduğu bilinen George Washington’u da bir Türk olarak kabul etmemiz gerekecektir. Kimbilir, belki o da mason olduğundan değil de, atası (!) “Bilge Kağan”a özenerek bu duruşu yapmıştır. Gerçi M. Kemal’in “Güneş Dil Teorisi”nde George Washington’un Türk olduğuna dair bir bilgiye rastlamadım, fakat “Amazon” nehrinin adını kıtayı keşfeden Türklerin “Amma uzun” sözünden, “Niagara” şelalesinin de “Ne yaygara ne yaygara” sözünden aldığına göre,George Washington’un Türk olmadığını kim iddia edebilir? George adı, bizim Türkçe’deki Cüneyt adının gavurcasıdır denilebilirmi?. Kaynağa maynağa gerek yok, Cüneyt Arkın’a Avrupa’da George Arkın denmesi delil olarak yeterlidir! Washington soyadına da bir kulp bulunur, olmadı üvey babasının soyadıdır denilerek yeni ve sansasyonel bir bilgi daha Cumhuriyet tarihçileri tarafından tarih ilmine kazandırılmış olur!



Şaka bir yana, eğer M.Kemal bu duruşu Bilge Kağan duruşu diye yapmışsa, o halde bunu bir yerlerden öğrenmiş olması gerekir. Iddia sahibi, yazısına “gizemli” bir hava katmayı bırakıp M. Kemal’in bu bilgiyi hangi kitaptan aldığını yazmak zorundadır. Bu sualin cevabı zor olmasa gerek, zira M. Kemal’in okuduğu kitaplar ortada. 



M.Kemal’in duruş şeklinin kısmen tahrip olmuş Bilge Kağan heykeline benzediğini tespit etmek mümkün olmadığı gibi, heykelin el şekli de net değildir. Delil olarak sunulan asker çocuğun fotoğrafı ise meseleyi çarpıtmaktan başka bir mana ifade etmemektedir.Çocuğun eli uniformasının dışında,



Halbuki M.Kemal’in, dolayısıyla masonların eli ise eğer kıyafetleri buna müsaitse içindedir. 



Öte yandan çocuğun ayakları,topuklarının mason duruşundaki gibi bitişik durumda değil.Halbuki M.Kemal’in topukları masonların duruşuyla tıpatıp aynıdır.


GİZLİ YAHUDİLER



SABETAYİSTLER (Yahudi Dönmeleri)



SABETAYİSTLER (Yahudi Dönmeleri)



Sabetaycılık:17. yüzyılda İzmir ve çevresinde ortaya çıkan Sabatay Sevi'nin kurucusu olduğu, onu mesih kabul eden, Yahudi Mistisizmine ve Kabbala'ya dayanan inanç. Diyanet İşleri Başkanlığına göre Sabetaycılık bir İslam mezhebi ya da tarikatı değildir ve İslam düşüncesi içinde yer almaz.



Gizliliğin sürdürülmesi amacıyla bu inanca inananlar bulundukları ülkenin yaygın dininde görünmeyi tercih ederler.Yani ülkemizde müslüman olarak görünürler.



Sabetaycılar, belli kurallar dahilinde tamamen müslüman ismi almakta ve kendilerini her bakımdan "şüphe edilmeyecek ölçüde" müslüman göstermektedirler. Kendilerini yahudiliğe bağlı bir fraksiyon olarak tanımlasalar da Yahudiler tarafından resmi olarak bu dine bağlı kabul edilmezler. Kur'an da ise inanmadıkları halde Müslümanım diyenler Münafikun Suresi'nde ele alınmaktadır. Taraftarları Sabatayistler, Sabatycı, Sabetaycı, Avdedî, Dönme, Selanikli, Meamin, Maminim, Takiyyeci, Munafık gibi farklı isimlerle de anılır. İlk dönemlerde Musevi ibadet ve ayinlerine sadık kalmışlarsa da asıl Yahudilerden tamamen ayrılmış ve onlara "koferim" (kafirler) ismini vermişlerdir. Yahudiler ise renkleri değişen bir balık olduğundan "Sazanikos" (Sazan) demişlerdir. Sabetay Sevi bağlıları çeşitli ülkelerde günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Kutsal şehirleri Selanik'tir. Kaynak: Vikipedi. Buda benim yorumum. Yıllarca kendilerini müslüman gösterip müslüman gibi yaşamışlar fakat hiç birzaman gerçek müslüman olmamışlar.Tabiri caiz ise dönek dönek yaşamışlar. Ama dikkat edelim artık bu adamlar çok önemli yerlerin başındalar bizleride döndermeden bu insanları tanıyıp deşifre edelim.



21/07/2008 Akşamki Tek'e Tek programını seyredenleriniz varsa bu kişilerin kimliği hakkında bilgi edinmişlerdir. programda duyunca bende şaşırdım.Türkiyedeki Sabetayistler'in hadda Selanik ve İran arasındaki Sabetayistlerin gömüldüğü ünlü bir mezarlık var. Bülbülderesi mezarlığı. Türkiyenin kalbur üstü iş adamları, bürokratlar, siyasetçiler hep Sabetayist olarak anılıyor. Bu mezarlıklara defnedilen tanınmış aileler; Kalyoncular, Acarlar, Kalkavanlar Babacanlar, Ulusoylar, Tokerler,Baykallar, Eresinler, Güller, Tancalar ,Talular vs. ve daha niceleri. Aşagıdaki listeye bakarsanız. Sizlerde bazı isimler hakkında fikir sahibi olabirsiniz. Örneğin "ER" takılarına dikkat edin nerdeyse soyisimlerin % 40'ı "ER"ile başlıyor veya "ER"ile bitiyor yada ortasında"ER"takısı alıyor.




ÜSKÜDAR BÜLBÜLDERESİ KABRİSTANINDAKİ MEZAR TAŞLARINDA YERALAN SOYADLARI LİSTESİ;



Acar, Acıman, Acuner, Ağaoğlu, Adar, Akagün, Akal, Akaltın, Akan, Akaslan, Akbaş, Akbay, Akbil, Akbörü, Akçil, Akdinçer, Akduran, Aker, Akgün, Akkanat, Akkum, Akman, Akosman, Akoy, Aksel, Aksoy, Aktel, Aktepe, Akyol, Akyüz, Alever, Alfan, Alp, Alpaslan, Alpgünay, Alsancak, Altav, Altıner, Ambarcı, Anafarta, Antmen, Arasıl, Arabacı, Arcan, Arman, Arığ, Arslan, Arısal, Atak, Atakol, Atalar, Atam, Ataman, Atamer, Atatür, Atay, Ateş, Atiker, Atuk, Atılgan, Avcı, Ayaz, Ayfer, Aykan, Ayker, Aykoler, Aykut, Aytun, Ayzit, 



Babacan, Baha, Bakal, Bakar, Balcı, Baler, Balkan, Balkanlı, Baran, Barda, Barutçu, Basmacı, Başal, Başaran, Başaraner, Başer, Başkurt, Başol, Baydar, Baydın, Bayer, Baykal, Bayraktar, Baysal, Baytar, Belgü, Beller, Bengisu, Beri, Berker, Betil, Beykont, Biber, Bilan, Bildacı, Bilen, Biler, Bilge, Bilget, Bilgili, Bilgin, Bilgör, Bilimli, Bilkur, Billisoy, Birben, Birced, Bircet, Birder, Biren, Birincikonuk, Birol, Bitek, Bleda, Boduroğlu, Boysan, Büke, Bumin, Bursin, Büyükdoğanay, Büyükol, Büyüktankaya, Büyüktunca,



Çağrıcı, Çakır, Çaldıran, Çamuran, Canal, Canıtez, Çankaya, Çankayaoğlu, Canlısoy, Çavuşoğlu, Çeçener, Çelik, Çeliker, Çelikkol, Çenikçi, Cercis, Ceylaner, Cezzar, Çiçek, Çifçioğlu, Cinoğlu, Ciyavil, Çıkrıkçı, Cizer, Coşkuner, Cömert, Çubukçu, Cüman, Cümbüşel, Çınar, Dağlı, Darman, Dayıoğlu, Değerli, Demir.



Demirel, Denel, Denizmen, Derman, Dertli, Devirdi, Dikmen, Dikmenoğlu, Dilber, Dilmaç, Dişmen, Dolunay, Dorman, Dorsay, Dörtköşe, Duhani, Dündar.



Eğinler, Edgüer, Edis, Ediş, Egemen, Ehat, Ekemen, Ekin, Ekinci, Elçin, Elibol, Elöve, Emilli, Eminoğlu, Emsel, Emsem, Erpul, Er, Eralp, Eraltan, Erbelger, Erbiber, Erbütün, Ercan, Erdal, Erel, Erem, Eren, Erenler, Erer, Eresen, Eresin, Ergay, Ergin, Ergüç, Erhat, Eriş, Erkorkut, Erkun, Erkut, Erler, Erman, Ersin, Ersunay, Ertan, Ertedemir, Ertek, Ertem, Ertetik, Erşahin, Erşan, Erşen, Ertürk, Esgeç, Esim, Esin, Esrigün, Etan, Etkin, Evin, Evizi, Evren, Evrenk, Ezel, Felek, Ferman, Fişekçi, Fikriğ, Fırat.



Gemici, Gen, Genç, Gencer, Gençer, Gençoğlu, Gençoğuz, Ger, Gerçel, Geren, Germen, Gevgilili, Girgin, Gökçen, Göker, Göksel, Göksu, Göksun, Gökşen, Gökşingöl, Gönç, Gonca, Gönüllü Görgül, Görk, Görüngeç, Gözen, Gül, Gülleci, Gültekin, Gün, Günay, Güner, Güney, Günkut, Günsav, Günseli, Güratay, Gürdal, Gürdemirel, Gürışık, Gürsan, Gürsel, Güventürk, Güzekin, 



Harmancı, Hamarat, Hascan, Hekiman, Hısım, Hoşgel, Hun, Hürol.



İçözü, Idemen, Ilkin, Imili, Imre, Imren, Ince, Insel, Ipekçi, Irışık, Işmen, Iyibilek.



Kadı, Kadıoğlu, Kafadar, Kahya, Kalyoncu, Kandel, Kaner Kanul, Kapancı, Kaptana, Kaptanoğlu, Kara, Karaakın, Karaaslan, Karakaş, Karanfil, Karaokçu, Karul, Karyüz, Kasapoğlu, Kavrem, Kaya, Kayatür, Kaymak, Kaymakcı, Kaynak, Kazmirci, Kent, Kermen, Kılıç, Kılıççı, Kılıçerli, Kızıltuğca, Kibar,Kireççi, Kocaoğlu, Koçer, Kökmen, Kor, Koray, Korman, Köse, Kösem, Köseoğulları, Koyuncu, Koyuncuoğlu, Könik, Köylüoğlu, Kubilay, Kublay, Külahlı, Kunal, Kızılgül, Kuşcu, Kuşçu, 



Laçin, Laleli, 



Madra, Malta, Mayadağ, Melek, Mesci, Mescioğlu, Mesciye, Mestçi, Mete, Minisker, Moran, Mörekli, Müftüoğlu, Mutlu, Mısırlı, Mısırlıoğlu.



Narter, Nasır, Nazlı, Nevber, Nilli, Növber, Nurtopu,



Öder, Öge, Öğet, Öğüt, Öğütmen, Ogan, Öget, Okandan, Okay, Olcay, Ölçer, Olgun, Onbaşıoğlu Onbiner, Öncel, Öncü, Önder, Öndoğan, Onuk, Onur, Önür, Oray, Örer, Ortaç, Oruntak, Osmanoğlu, Oymak, Ötgünç, Özaltan, Özant, Özaral, Özatay, Özbabacan, Özbaydar, Özbel, Özberk, Özbilek, Özbilgin, Özbiricik, Özcengiz, Özçubukçu, Özdal, Özdemirler, Özden, Özdikmen, Özdiren, Özen, Özer, Özerdem, Özeren, Özerman, Özgen, Özgirgin, Özgörener, Özgül, Özkaynak, Özmen, Özmete, Özören, Öztaş, Öztürk, Özver.



Pakelli, Pakin, Pakman, Pakerman, Pakoy, Paksever, Paksoy, Pakyüz, Palacan, Pamuk, Payzın, Pekin, Peymançakır.



Sağ, Sakarya, Sakaryalı, Saker, Sakman, Saldak, Salma, San, Sancaktar, Sandalcı, Santur, Sargun, Sarp, Sarıdeniz, Sarıer, Satkın, Saygın, Saygun, Seferoğlu, Selem, Seler, Serpen, Serpil, Seval, Sevand, Sever, Sevinç, Seviş, Seyal, Seydi, Seynur, Sezen, Sezerman, Sezgin, Silman, Sirman, Sirmen, Sirmay, Sofyalılar, Solakoğlu, Somay, Somer, Somman, Sonal, Sonant, Soner, Soyarslan, Soydan, Soysal, Subaşı, Sunam, Suner, Suntay, Suntekin, Sunter, Sürel, Süser, Süslü, Susmuş, Susmuşoğlu, Sütmen.Şencan, Şengül, Şensoy, Şahinalp, Şamlı, Şamlıoğlu, Şefkati, Şercan, Şişli, Şuhubi.



Tabuman, Talu, Tamel, Tamtürk, Tan, Tanca, Tangüner, Tanır, Tanga, Tangı, Tanju, Tankaya, Tansu, Tarı, Taşbaş, Tegin, Tekant, Temel, Tendar, Tercanlı, Tezcanlı, Tolu, Tamer, Tameroğlu, Togay, Tokay, Toker, Tokses, Tolunay, Toner, Toparlak, Topçu, Topçimen, Töredi, Törüsel, Tuğlan, Tuğlay, Tuğtekin, Tüfekmen, Tuncel, Tuncelli, Tuncer, Tur, Turaç, Tünel, Türedi, Türel, Turhan, Türkölmez, Türüdü, Tüyel, Tüzecan.



Uçkan, Uçman, Uğurel, Ulcay, Ülgen, Ülger, Ülkenli, Ulukut, Uluöz, Uluman, Ulusan, Uluskan, Ulusoy, Ulutaş.



Ünel, Ünlüsoy, Uras, Ürer, Ürkün, Ürün, Usmangil, Üstüngör, Uşen, Uysal, Üzenli.



Veral, Yal, Yalınçetin, Yalman, Yaltı, Yalın, Yasa, Yassıtepe, Yayalar, Yazgan, Yenen, Yeşildal, Yeter, Yılmazer, Yonsel, Yönter Yurtbay, Yuvalıoğlu, Yücesan, Yücel, Yücer.



Zadiş, Zeybek, Zeybeker, Zekavet, Zeren, Zorlukol, Zorluuysal )




SABETAYCI ÜNLÜLER;


Mahir Tokay (Güzel Sanatlar Akademisi'nin kurucusu)

Fevziye Hanım (Işık Lisesi'nin kurucusu)

Karaköy Börekçisi Hasan bey (Meşhur yağma Hasan Boregi)

Feriha Sanerk (Ilk Kadin emniyet muduru)

Halide Edip Adıvar (Yazar)

Ziya Gökalp (Turkculugu ilk telaffuz edenlerden)

Dr. Sefik Husnu (Cumhuriyet tarihinin ilk sosyalistlerinden)

Fatin Rustu Zorlu(Menderes Hukumeti'nde Bakan)

Fazli Necip Bey (Yeni Asır'ın kurucusu)

Dinç Bilgin (Sabah gazetesinin eski sahibi)

Erol ve Sedat Simavi (Hurriyet gazetesi'nin eski sahipleri)

Ahmet Emin Yalman (Vatan gazetesinin kurucusu)

Abdi İpekçi (Milliyet Gazetesi'nin eski Genel Yayin Yonetmeni)

Rahşan Ecevit (Bulent Ecevit'in karısı)

Tansu Çiller (Eski Basbakan, DYP Genel Baskani)

İsmail Cem (Dışişleri Bakani)

Cevik Bir (Emekli General)

Leyla Gencer (Dunyaca unlu soprano)

Cemil İpekçi (Unlu Modaci)

Dede Cemil İpekçi (Turkiye'de Ilk sinemanin kurucusu)

Izak Ben Zwi (İsrail'in ikinci cumhurbaskani)



Yıldız Kenter-Oya Başar-Ajda Pekkan-Bülent Ersoy Ali Kırca-Mustafa Altıoklar Cem Davran-Fazıl Say-Kemal Derviş-Haldun Dormen-Emre Kongar-Hande Ataizi-Yasemin Kazonova-Okan Bayülgen-Orhan Pamuk-Şinasi-Zeki Müren-Reşat Nuri Güntekin-Mehmet Ali Erbil- Mehmet Ali Birand-Zeki Alasya-


Barış Manço.
Barış Manço (10. sınıfa kadar Galatasaray Lisesi'nde okuyan Barış Manço babasının vefatının ardından, kendisi de bir Selanik göçmeni olduğu için Şişli Terakki Lisesi'ne geçerek oradan mezun olur).


Şinasi ise şair evlenmesi adlı eseri vardır.Tanzimat fermanı çıktıktan sonra Şair evlenmesi adlı tiyatro eserini vererek görücü usulü evlenmeye karşı çıkmıştır.İlk yerli gazeteyi çıkarmıştır Tercüman-ı Ahval.


Sabetaycılar arasında Reşat Nuri Güntekin,Zeki Müren.


Barış Manço ölümünün geregi Karacaahmet mezarlıgına gömülmüştür.Sabetaycılar inancının geregi Karacaahmet mezarlıgına genelde 8.adaya gömülür.



Orhan Pamuk'un tüm ailesi aristokrattır.Dedesi bir mühendis.Cumhuriyetin ilk yıllarında bir şirket kurmuş ve bu şirketi kısa zamanda üst bir düzeye çıkararak inanılmaz bir servet elde etmiş.(O yıllarda Türkiye'de İnşaat ve Demiryolu sektörü Sabetay grupların elinde idi.Dedesinin bu gruplar ile çok yakın hatta ortak olduğuna ilişkin belgelerde bulunmaktadır.)


Şahıslara baktıgımızda Kemalist ideolojileri benimsediklerini görürüz.Müslüman Türkü dininden,geleneğinden,örfünden uzaklaştırdıklarını,TV'ler aracılığıyla kendilerini insanlara sevdirildiğini ve insanları yozlaştırma işinde başı çektiklerini görürüz.


Kendini ve seninle aynı davadaki düşünenleri yetiştirmek için geç kalma.Çünkü onların başka birçok ülkesi var.Onlar hep var olacak. Onların İsraili,onların Amerikası,onların Fransası,onların İngilteresi var .


Ama bizim BAŞKA TÜRKİYEMİZ YOK. ÜLKENE SAHİP ÇIK.

Dostunu,düşmanını iyi tanı.



https://plus.google.com/+GBirinci/posts/RT7UwN4VM7f


13 Ağustos 2015 Perşembe

MUAVENET-İ MİLLİYE





MUAVENET-İ MİLLİYE


Muavenet-i Milliye (Osmanlıca: معاونت مليه ), Osmanlı Donanmasında 1910-1923 yılları arasında hizmet etmiş bir torpido botudur. Çanakkale Savaşı esnasında 12 Mayıs 1915'i 13 Mayıs'a bağlayan gece Kraliyet Donanması ön-dretnotu HMS Goliath'ı gerçekleştirilmiş bir operasyon sonucunda batırmasıyla bilinmektedir.


İsmini, donanmanın güçlendirilmesi için kamuoyundan finans sağlanması amacıyla İstanbullu 28 işadamının öncülüğünde kurulmuş ve faaliyetlerini kısa sürede bütün yurda yaymış "Donanma-i Osmani Muavenet-i Milliye Cemiyeti"nden (kısa adı "Donanma Cemiyeti") almıştır. Muavenet-i Milliye bu cemiyet tarafından satın alınmış ilk gemidir.
Türk Deniz Kuvvetleri'nin Muavenet-i Milliye den sonra gelen üç gemisine bu ilkinin şerefine Muavenet ismi verilmiştir.
1910'da Almanya'dan satın alınan Muavenet-i Milliye'nin gemi komutanlığını 1912'den itibaren kıdemli yüzbaşı Ahmed Saffet (Soyadı Kanunu ile Ahmet Saffet Ohkay) yürütmüştür. Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girişinin ilk aylarında Karadeniz operasyonlarından görevlendirilen Muavenet-i Milliye, Çanakkale Savaşı'nın başlamasıyla bu cepheye yönlendirilmiştir.



Goliath'ın batırılması


Çanakkale Deniz Harekâtlarının kara ve deniz savaşları haline geldiği Çanakkale Savaşı ikinci aşamasında, 6-8 Mayıs 1915 arasında yapılan İkinci Kirte Muharebesi'nin de Türk zaferi ile sona ermesi ve Müttefik güçlerin geri püskürtülmesi ile Morto Koyunda büyük baskı altında kalan Fransız birliklerine destek amacı ile HMS Goliath ve HMS Cornwallis ön-dretnotları, beş destroyer takviyesinde, koyda konuşlandırılmıştı. Bunun üzerine bu filoya karşı bir harekat düzenlenmesine karar verildi.


12 Mayıs 1915 günü torpido uzmanı Alman yüzbaşı Rudolph Firle ve iki astı Morto Koyu'nda bir keşif gerçekleştirdiler ve akşam saatlerine doğru Muavenet-i Milliye'ye binerek geminin torpido timine katıldılar. Geceyarısına doğru demir alan Muavenet-i Milliye karanlıkta sessizce seyrederek destroyerleri aşmayı başardı. Bu esnada destroyerlerden sadece birkaç yüz metre mesafeden geçmiş ve bunlar tarafından farkedilmemeyi başarmıştır. İki savaş gemisinden Goliath üzerine yaklaştığı esnada düşman gemisinin gözetçileri anlık bir tereddütle "parola" sormalarını fırsat bilmiş ve mümkün olan en yakın mesafeden üç isabetli torpido ateşlemiştir. Torpidolar Goliath'ın zırhını delerek gemi içinde büyük bir patlama yaratmıştır. Goliath birkaç dakika içinde alabora olmuş ve batmıştır. 700 kişilik mürettebatından kaptanı da dahil 570'i askerce ölmüşlerdir. Çanakkale önündeki müttefik filosunun komutanı sonradan not defterine "düşman madalyayı hak etti", sözlerini yazacaktır.


Goliath'ın batırılışı İngiliz deniz kuvvetlerinin en üst komuta kademesinde bomba etkisi yaratmıştır. Bir gün sonra (14 Mayıs) haberin Londra'ya ulaştığı anda sürmekte olan kabine toplantısı yarıda kesilmiş, 15 Mayıs 1915 günü İngiliz deniz kuvvetleri komutanı (First Sea Lord) Amiral Fisher, komuta kademesinde yaşanan şiddetli tartışmalar sonrasında istifa etmiştir. Bu istifayı iki gün sonra (17 Mayıs) Bahriye Nazırı (First Lord of the Admiralty) Winston Churchill'in istifası izlemiştir. Britanya'nın en modern savaş gemilerinden HMS Queen Elizabeth Çanakkale cephesinden çekilmiş, kısa bir süre Triumph savaş gemisinin Anzak koyunda ve Majestic savaş gemisinin Arıburnu'nda Alman denizaltılarınca batırılmasıyla da cephedeki Müttefik deniz gücü daha da zayıflamıştır. Deniz gücünün zayıflaması Müttefik kara birliklerinin yararlandığı desteği azaltarak kara operasyonlarının akıbetini temelden etkilemiştir.


Gemi kaptanı kıdemli yüzbaşı Ahmed Saffet ve yaklaşık 90 kişilik mürettebat İstanbul'a dönüşlerinde kahramanlar olarak karşılanmışlar, geminin Boğaz'a girişinde şerefine iki kıyıdaki bütün ışıklar yakılmıştır. Madalyalar ve nişanlarla ödüllendirilmişlerdir.



Dipnotlar

Muavenet-i Milliye'nın Yunanistan'da bulunduğu yer Muavenet-i Milliye

^ I. Dünya Savaşı öncesi deniz kuvvetleri politikası için bkz. (tam metin) 1909-1914 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu ile Yunanistan arasındaki donanma yarışı ve bu yarışın Doğu Akdeniz güç dengesine etkileri sf.126-133, Trakya Üniversitesi. Bazı kaynaklar, para toplama faaliyetleri arasında organize ettiği lotarya çekilişleri nedeniyle Donanma Cemiyetini Milli Piyango'nun öncüsü olarak kabul ederler.


^ http://www.wrecksite.eu/wreck.aspx?133457


^ "Wrecksite, Goliath HMS". Erişim tarihi: 2009-02-21.


Dış bağlantılar


Çanakkale Savaşlarında Sultanhisar Torpidobotu, Muâvenet-i Milliye Muhribi: Mürettebatı Ve Faaliyetleri ( Ayhan Yüksel )


Çanakkale Denizaltı Savaşı(Nisan-Mayıs 1915) Sultanhisar ve Muavenet-i Milliye'nin Başarıları- Yaşar SEMİZ

Muavenet-i Milliye Goliath'a karşı- İclal & Tunca Örses

Muavenet- Murad MUHSİN

Deniz Avcıları- National Geographic'le Goliath & Triumph Ekspedisyonu- Savaş KARAKAŞ

Deniz Avcıları- "The Sea Hunters- Death in Dardanelles"
H.M.S. Goliath Savaş Gemisi Batığı

National Geopraphic'den H.M.S. Goliath Savaş Gemisi Batığı 


Fotoğrafları

Muavenet-i Milliye Mürettebat
Goliath Batırıldıktan sonra İngiltere'de çıkan gazete başlıkları
Goliath: Saldırıda ölen İngiliz Mürettebat Listesi


https://tr.wikipedia.org/wiki/Muavenet-i_Milliye