14 Haziran 2020 Pazar

CEMAL PAŞA'NIN ÖLDÜRÜLMESİ



CEMAL PAŞA'NIN ÖLDÜRÜLMESİ


Cemâl Paşa, İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin önde gelen yöneticilerindendi. Özellikle Üç Paşalar İktidarı olarak da bilinen 1913-1918 arasında Osmanlı Devleti’nin iç ve dış siyasetinin belirlenmesinde önemli rol oynadı. Ayrıca I. Dünya Savaşı’nda en önemli cephenin komutanı olarak görev yaptı. Bundan dolayı yenilginin ve İttihat ve Terakkî Cemiyeti yönetiminin birinci dereceden sorumlularından sayıldı.

Cemal Paşa diğer iki paşayla(Enver ve Talat paşalar) beraber yurt dışına kaçtı.

Cemal Paşa'nın Öldürülmesi:

Türkiye’ye dönme hazırlıkları içindeyken, Ankara Hükümeti'nin Tiflis Mümessili (Büyükelçisi) Ahmet Muhtar Bey'le mümessillikte akşam yemeği yediği 21 Temmuz 1922 tarihinde Tiflis’te bulunduğu sırada öldürüldü. Cenazesi Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir tarafından Erzurum’a getirilerek Karskapı Şehitliği’ne defnedildi.

Bu suikastın, Stalin’in emriyle, o sırada Gürcistan Çeka’sının başında olan Lavrenti Beria tarafından tertiplendiğine dair iddialar vardır.Cemâl Paşa’yı Ermenilerin mi, yoksa Rus Gizli Servisi’nin mi öldürdüğü meselesi bugün hâlâ tartışılmaktadır.

Cemal Paşa'nın cenazesi Tiflis'te morgda. Suikaste uğradığı tarih ve yer: 21 Temmuz 1922, Tiflis, Gürcistan.

İkdam Gazetesinin Talat, Enver ve Cemâl Paşaların yurtdışına kaçışını duyuran ilk sayfası


İkdam Gazetesinin Talat, Enver ve Cemâl Paşaların yurtdışına kaçışını duyuran ilk sayfası - 4 Kasım 1918.

Fotoğrafların üzerinde "Üç paşa daha kaçtı"yazıyor.

Soldaki sütunda "Avusturya- Macaristan'da" yazıyor.

ÜÇ PAŞA YURT DIŞINA KAÇTI

İkdam Gazetesinin Talat, Enver ve Cemâl Paşaların yurtdışına kaçışını duyuran ilk sayfası - 4 Kasım 1918.
Fotoğrafların üzerinde "Üç paşa daha kaçtı"yazıyor.

Öteden beri Fransız yanlısı olarak bilinen İngilizlerlede işbirliği yapan Cemâl Paşa, I.Dünya Savaşı öncesinde Fransa’nın desteğini kazanmak amacıyla Fransa’ya gitti. Ama siyasal ittifak sağlayamadı ve bunun üzerine Alman yanlısı Enver Paşa ve Talat Paşa ile birlikte 2 Ağustos 1914’te yapılan Osmanlı - Alman İttifakı’nı isteksizce destekledi.

3 PAŞA YURT DIŞINA NASIL KAÇTILAR?

Osmanlı İmparatorluğu'nu I. Dünya Savaşı'na sokan ve yenilginin baş sorumlusu olarak görülen Enver, Talat ve Cemal Paşaların İstanbul'dan nasıl kaçtıkları, ortaya çıktı.
İmparatorluğun yenilgisini belgeleyen imzalanan Mondros Mütarekesi'nden (30 Ekim 1918) kısa bir süre sonra ortadan kaybolan İttihat ve Terakki Partisi liderlerinin İstanbul'dan ne zaman ve nasıl kaçtıkları şimdiye kadar farklı biçimlerde açıklanıyordu.

Almanya'da yaşayan araştırmacı-yazar Dr. Mete Soytürk ünlü paşalarla, toplam dokuz üst düzey İttihatçı'nın kaçışlarını bizzat organize eden Alman Deniz Kurmay Yüzbaşı Hermann Baltzer'in bu konuyu ele alan yazısını bularak, Türkçe'ye çevirdi.

1933'de kaleme alındı


Yüzbaşı Baltzer'in paşaları 1 Kasım 1918 gecesi İstanbul'un çeşitli köşelerinden toplayıp, Tarabya'da dermirli Alman torpido gemisine nasıl götürdüğünü ve oradan Sivastopol'a nasıl yolcu ettiğini anlatan yazısı Kasım 1933'de "Orientrundschau" adlı dergide "Dünya Savaşı'nın üç büyük Türkü, Talat, Enver ve Cemal Paşa'nın Romantik Sonları. 1 Kasım 1918'den bir anı" başlığı altında yayınlanmış.

İşgal altındaki İstanbul'dan üç paşa ve arkadaşlarını kaçıran Balztzer, bu olaydan sonra İstanbul'da 8 ay daha kalmış ve bu sürede sürekli İngiliz ve Fransız işgal güçlerinden subayların sık sık "Paşaların ne zaman ve nasıl yurtdışına çıktıkları" yolunda sorularıyla karşılaşmış.

Baltzer'in 1933'te bu olayı anlatmasına rağmen, Türkiye'de halen bu konuda farklı açıklamalar bulunuyor ve tarih kitaplarında paşaların, bir Alman denizaltısıyla İstanbul'dan kaçırıldıkları ileri sürülüyor.

Savaşın yenilgiyle sonuçlanmasının ardından iktidardan düşürülen İttihatçı liderlerle ilgili olarak İstanbul'da "Galata Köprüsü üzerindeki sokak feneri direklerine asılacakları" yolundaki söylentilerin ortalığı kapladığı sırada, İstanbul'daki Alman Akdeniz Filosu Karargahı'nda paşaların kaçırılmasına karar verildiğini belirterek yazısına başlayan Yüzbaşı Baltzer, yakın tarihimizin bu ilginç dönüm noktasına tanıklığını aşama aşama anlatıyor.

"Parola Enver'i söylediler"


1 Kasım 1918'de, İstanbul'da Alman Akdeniz Filosu Karargahı'nda Türkiye'nin 1914 yılında bizim yanımızda savaşa girmesini borçlu olduğumuz, eski bakanlara nasıl bir yardımda bulunabileceğimiz konuşuldu. Bunun üzerine karargahın en genç kurmay subayı olarak ben paşaların kaçırılması planını gerçekleştirmeye aday oldum."

Kaçırma operasyonuna akşam saat 21.00 sularında başladığını anlatan yüzbaşı, askeri demiryollarına ait bir motorla Eminönü'nden denize açıldıklarını, önce Moda iskelesinde, parolayı sorduklarında "Enver" yanıtını aldıktan sonra Talat Paşa, eski İstanbul Valisi Bedri Bey ve beş kişi aldıklarını, ardından Arnavutköy'den yanında birkaç kişiyle birlikte Enver Paşa'yı, son olarak da Boyacıköy'den Cemal Paşa'yı alarak, Tarabya açıklarında duran Alman torpidosuna götürdüklerini, ayrıntılarıyla açıklıyor.

Tüm yolcuların ellerinde küçük birer valizle geldiklerini, motora biner binmez feslerini çıkarıp, birer şapka taktıklarını yazan Yzb. Baltzer, konuklarını eskiden Rusların Karadeniz Filosu'na ait olan ve birkaç haftadır Alman bayrağı altında görev yapan R-1 torpidosunun "geniş ve ferah kaptan kamarası"na bıraktıktan sonra, Tarabya'da oturan askeri rahibin evinde kalan gemi kaptanı Yüzbaşı Alfred Kagerah'ı çağırmaya gittiğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

Şimdi Almanya'nın başpiskoposu olan Rahip Müller bu gece yarısı ziyareti karşısında epey şaşırdı. Biraz sonra kaptanı gemisine götürdüm ve Türk konuklarımızı mümkün olduğunca hızla Sivastopol'a götürüp, karaya çıkarma emrini ilettim"

"Kendilerini belirsiz bir gelecek bekliyordu"

Paşalarla vedalaşmasını "Geminin kaptan kamarasındaki yuvarlak masa etrafında toplanmış, sessizce oturan Türk konuklarımızın ellerini sıktım. Bu kişiler kendilerini belirsiz bir geleceğin beklediğini biliyorlardı. Fakat bir zamanlar Türkiye'nin en güçlü üç kişisinin sonunun, bir kaç yıl sonra yabancı diyarlarda feci bir şekilde olacağını kimse bilemezdi" sözleriyle anlatan yüzbaşı, geminin 2 Kasım 1918'de gönderdiği telsiz mesajında Türk karasularını terk ettiklerini ve açık deniz olduğunu bildirdiğini belirtiyor.

Yüzbaşı Baltzer'in ünlü paşalara ilişkin anıları burada sona eriyor.


Ancak, bu önemli belgeyi ortaya çıkararak, konuyu açıklığa kavuşturan Dr. Soytürk, 3 Kasım'da Sivastopol'a ulaşan yolcuların buradaki maceralarını da orada Ruslarla Almanlar arasında imzalanan barış anlaşmasından sonra deniz trafiğini denetlemek amacıyla görevli komisyonun başkanlığını yapan Alman Amiral Albert Hopman'ın anılarını yazdığı kitaptan bulmuş.

Burada torpidonun 3 Kasım sabah 08.00'de Sivastopol Limanı'na girdiğini açıklayan Amiral, geminin kaptanı karargahına gelerek, paşaların yanında olduğunu, Almanya'ya gitmek istediklerini kaydediyor.

"Gidip eski dostların ellerini sıkmak istedim, fakat gizlilik gereği bundan vazgeçtim" diyen Amiral Hopman, siyah gözlük takmış ve kılık değiştirmiş olan Enver Paşa'yla karargahının bulunduğu otelde karşılaştığını, ancak tanımamış gibi yaptığını anlatıyor.

Amiral'in anılarına göre Enver Paşa, burada Almanlardan Kafkasya'ya gidebilmek için araç istediğini, olumsuz yanıt alınca da bir Tatar yelkenlisiyle Karadeniz'e açıldığını ve maceralı bir yolculuk sonunda hedefine ulaştığını açıklıyor.

Bilindiği gibi Sıvastopol'da 3 Kasım'da ulaşan paşalar, İstanbul'u bir daha göremediler. Enver'den burada ayrılan Talat ve Cemal paşalarla, arkadaşları Almanya'ya gittiler.

Talat Paşa, 1921'de Berlin'de ve Cemal Paşa 1922'de Tiflis'te Ermeniler tarafından, Enver Paşa'da 1922'de Ruslarla girdiği bir çatışma vurularak öldürüldüler.

13 Haziran 2020 Cumartesi

Moğollara Diz Çöktüren, Haçlıları Darmadağın eden Türk Komutan Baybars


CEMAL PAŞA'NIN HAÇ MADALYASI NE OLUYOR?


                                                  

 İNGİLİZLERDEN MAAŞ ALAN CEMAL PAŞA

Kendisini Fransız yanlısı gösterip, İngilizlerle işbirliği yapıyor.

Osmanlı’yı yıkmadan önce içerden bazı kimseleri İngilizler satın almışlar. (...) İngilizlerden maaş alan Osmanlı Güney Cephesi Başkomutanı Cemal Paşa’ya (Hasan Cemal’in dedesi) talimat vererek, Şam’daki İslam alimlerinin (...) genç kızlarını konağına getirmesi, onlara alkollü içki içmeye zorlaması ve tacizde bulunarak geri bırakılmaları istenmiştir. Bu emri alan (Cemal) Paşa, derhal bu işlemi yapmıştır. Bu yüz kızartıcı olaylar süratle Arap alemine yayılmış ve ‘Osmanlı artık bozulmuş ve İslami yoldan çıkmıştır’ propagandası yapılarak, Araplar Osmanlıya düşman yapılmıştır.



https://www.yeniakit.com.tr/haber/hasan-cemalin-dedesi-de-ingilizlerin-satin-aldigi-pasalar-arasinda-miydi-164146.html?fbclid=IwAR3kBxo9fl0AlB_nbaoy1_0bYJep-cCREN22MX8wqVNLXWW6QW4bGNyT9fE



İngiliz ajanı Cemal Paşa'nın cenazesi Tiflis'te morgda. Suikaste uğradığı tarih ve yer: 21 Temmuz 1922, Tiflis, Gürcistan 

MASON NİZAM DURUŞU



MASON NİZAM DURUŞU
Veliaht Murat, üvey kardeşleri Reşat ve Kemalettin ile, 1870'ler.

Halife II. Abdülmecid





II.Abdülhamid'in tahttan indirildiğini bildiren



II. Abdülhamid'in tahttan indirildiğini bildiren Aram Efendi,Selanik Mebusu Emanuel Karasu Efendi,Mebusan Meclis'inden Draç Mebusu Jandarma Mirlivası (Tuğgeneral) Esat Paşa ve Bahriye Feriki (Koramiral) Arif Hikmet Paşa'lar