30 Ağustos 2017 Çarşamba

BU VAHŞET UNUTULMAZ


BU VAHŞET UNUTULMAZ.



Bu insanlık dışı muamelenin nedeni Ermeniler.....


Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da, Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi.Kampın tam adı, 'Seydibeşir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi.Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tümen'in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu. 12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşağılamaya maruz kaldılar.Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savaş bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngilizler'in işine gelmiyordu. Çünkü, olası yeni bir savaşta, bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, İngilizlerin beyinlerine işlenmişti. Çözüm toplu katliamdı...

Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin çok üzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak İngiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez İngilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Çünkü gözleri yanmıştı...

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu.Bu vahşet, 25 Mayıs 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması için TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler.Tabii ki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işi de unutuldu gitti.
Ama onlar unutmuyorlar...


http://anadoluhaber.blogspot.com/2008/03/bu-unutulur-mu.html

23 Kasım 2016 Çarşamba

Atatürk’ün 1 Kasım 1937 tarihli Meclis açış konuşması



Atatürk’ün 1 Kasım 1937 tarihli Meclis açış konuşmasının sonundaki “Gökten indiği sanılan kitapların dogmaları!” sözü


“Aziz milletvekilleri,

Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.(Alkışlar)


Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt; bağrından çıktığımız Türk ulusu ve bir de, uluslar tarihinin bin bir acıklı olay ve sıkıntı ile dolu yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır.

Elimizdeki programın ruhu, bizi sadece bir kısım vatandaşlarla ilgilenmekten engeller, biz bütün Türk ulusuna hizmet ederiz. Geçen yıl içinde, parti ile hükümet kuruluşunu birleştirmekle vatandaşlar arasında ayrılık tanımadığımızı fiilen göstermiş olduk. (Var ol sesleri) Bu olayın bizim, devlet yönetiminde kabul ettiğimiz, ‘Kuvvet birdir ve o ulusundur’ gerçeğine uygun olduğu ortadadır.(Alkışlar) Gücün tek kaynağı olan Türk Milletinin seçkin vekillerini, büyük mutlulukla, eğilerek selamlarım. (Bravo, yaşa sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar)” 


(Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 20, Sa. 3, 1 Kasım 1937)

20 Kasım 2016 Pazar

TARİHTE MÜSLÜMAN OLAN İLK TÜRK HÜKÜMDARI VE DEVLETİ






TARİHTE MÜSLÜMAN OLAN İLK TÜRK HÜKÜMDARI VE DEVLETİ.


KARAHANLILAR VE ABDULKERİM SATUK BUĞRA HAN.



Karahanlı Devleti, 840 - 1212 yılları arasında Orta Asya ve günümüz Doğu Türkistan toprakları üzerinde hüküm sürmüş bir Türk devletidir.


Bazı tarihi kaynaklarda bu krallık, "İlekhan Krallığı" olarak geçer. Bulunan maden paraların bir çoğunda tipik "İlek (Iilik, elik, vs.)" sözü vardır. İslâmi kaynaklarda, örneğin Ali ibn el-Esir, o hanedanın ismini al-Hāqaniya, al-Hāniya veya al-Āfrāsiyā diye tanımlamıştır.[4] Eşzamanlı edebiyat kaynaklarında genellikle hanedan ismi Kağaniye (Ḵāqāniya) (Ḵağan [yurdu]), al-Moluk al-Ḵāniya al-Atrāk "(Mülûk Bâvendîyye)" veya Āl-e Afrāsiāb (Afrasiab ailesi, hanedanı; Şehname'deki Turan kralı) denilmiştir.[5]


İsim kökeni

Devletin adı Kara ve Han iki Türkçe kelimeden oluşmuştur. "Kara", Türkçe'de siyahı, soyluluğu gösterir ve "Han", doğrusu Kağan, yöneticilere verilen Tanhu, Hakan, Yabgu, ve İlbey gibi Türkçe bir unvandır. Prof. Omeljan Pritsak, meseleyi daha başka açıdan ele alarak izah etmiştir. Türklerde Kara, Kızıl, Ak ve Gök, dört yönü temsil etmektedir. Kara, kuzey tarafını gösterir ve ekseri şehirlerde ayrı olarak bu yönlerin kapılarının isimleri vardır. Belh'in kuzey, yani Kara'nın yönü (tarafı) Türk kapısıdır. Güney kapısı Hint, batı kapısı Yahudi, doğu kapısı ise Çin kapısıdır. Kara aynı zamanda kuvvetli, cebbar ve cesur demektir. Bu bakımdan bu ismi almış olmalıdırlar. Gazneli Mahmud'a Çinlilerin verdiği "Karahan" tabiri de aynı mânâda olmalıdır. "Kara", azamet yükseklik ve üstünlük demektir.[6] Meselâ Türk ülkelerinden en doğudan batıya kadar rastlanan karasular, hep gür, coşkun su ve nehirlere verilmiştir.


Siyasi tarihi

Kurucusu Bilge Kül Kadir Han'dır. Bilge Kül öldükten sonra oğulları Bazır ve Oğulçak devletin başına geçtiler. Devletin Batı kısmında hükümdar olan Oğulçak, Samanoğulları Devleti'ndeki karışıklıklardan yararlanarak isyan eden bir Samanî şehzadesinin sığınma talebini kabul etti. Oğulçak'ın yeğeni Satuk Buğra, bu şehzade sayesinde müslüman oldu ve Abdulkerim adını aldı. Bu olaydan sonra amcası Oğulçak'ı mağlup eden Abdulkerim Satuk Buğra, devletin başına geçti ve Han ünvanını alarak islamiyeti resmen kabul etti. Karahanlılar, islamiyeti topluca kabul eden ilk Türk devletidir. Satuk Buğra Han 955 (Hîcrî 344) yılında, Kâşgarlı Mahmud'un Divân-ı Lügati't-Türk'te " اَرتُج " artuç: Ardıç olarak geçen altın Artuç köyünde gömülmüştür.[7] Kaşgar'da bu adda iki köy vardır. O zamanlar Kaşgar'ın kuzeyinde iki tane Artuç (Atuş, Artux) isminde köy vardı, birisinin adı altın[8] Artuç (Atuş, Artux), ikincisi üst Artuç (Atuş, Artux)'dur.


Karahanlı tarihi

Tarihi kaynaklar, birbirleri ile fazlasıyla ters düşer. Karahanlı Devleti'nin ilk Hanı, tarihi ve kurucusunun kim olduğu daima tartışılmıştır. Karahanlı devleti İslam'la ilgilidir ve tüm kaynaklar aynı kişiye yani Satuk Buğra Han'a odaklanmıştır. Sadece bir tarihçi, Abu’l-Futub ‘Abd al-Ghafir bin Husayn al-Alma’i, ki Hicri beşinci yüzyılda Kaşgar'da yaşamıştır, Tarikh Kashghar adıyla şehrin tarihini yazmış ve Satuk Buğra Han'ın din değiştirdiğini anlatmıştır. Ancak, bu ilk el yazması metin kaybedilmiş ve kısmen tekrar 14. yüzyılın başında Jamal Qarshi tarafından Mulhaqat al-Surah isimli kitabında yeniden belirtilmiştir. Bir başka kaynak 1889 yılı içinde bulunan Çağatayca dilinin son kısmına ait Buğra Han hatıralarıdır (Tazkirah Buğra Han). 17. yüzyıldan kalma bir başka el yazması kopyası bulunur.


Kuruluş dönemi ile ilgili pek fazla bilgi bulunmayan Karahanlılar Devleti, Karluk, Çiğil, Yağma ve diğer Türk boylarından oluşmuştur.


Devlet, 840 yılında Uygur Devleti'nin, Kırgızlar tarafından yıkılmasıyla Bilge Kül Kadir Han tarafından kurulmuştur. 893 yılında Kaşgar devletin başkenti olmuştur. Bilge Hüsamettin Han'dan sonra devleti oğulları, Bazır Arslan Han ve Oğulçak Kadir Han yönetmişlerdir. Balasagun ve Taraz merkezli iki ana idari bölgeye ayrılan devlette Bazır Arslan Han, Balasagun'da Büyük Kağan olarak ve Oğulçak Kadir Han Taraz'da Ortak Kağan olarak yönetimi paylaşmışlardır.


10. yüzyıl sonlarında Oğulçak Kadır Han'ın yeğeni Satuk'un, savaş halinde bulundukları Samanî sığınmacıların etkisi ile İslam'ı kabul etmesi devletin tarihinde yeni bir sayfa açmıştır. İslam'ı kabulunden sonra Abdülkerim adını alan Satuk Han, devletin sürekli savaş halinde olduğu Samanîler'den de aldığı destek ile amcasına karşı mücadele ederek devletin yönetimini ele geçirmiştir.


İslamiyet'i devlet dini olarak benimseyen Satuk Han döneminde Karahanlı Devleti'nin tamamına yakın bir bölümü bu dine geçmiştir. Karahanlı Devleti ilk büyük Müslüman Türk devleti olmuştur. Halife "Nasr Bin Ali" döneminde Abbasiler Karahanlıları Müslüman ülkesi olarak tanımıştır. Samanoğulları ile ihtilafta olan Karahanlılar, Gazneliler'i destekleyerek Samanoğulları Devleti'ni yıkmıştır. Gazneliler ile Ceyhun nehri sınır olarak belirlenmiştir.


Devlet 1042 yılında hanedan içindeki kavgalar sonucunda Doğu ve Batı Karahanlı devletleri olarak ikiye bölünmüştür. Batı Karahanlı Devleti, 1042-1212 yılları arasında hüküm sürmüş ve ilk başkenti Özkent olan devlet 1212 yılında Harzemşahlar tarafından yıkılmıştır. Önemli merkezleri Balasagun, Talas ve Kaşgar ve ilk hükümdarı Tamgaç Buğra Han olan Doğu Karahanlı Devleti ise 1211 yılında Karahitaylar tarafından yıkılmıştır. Çinliler yakınlarında kurulan tüm yabancı devletlere yaptıkları gibi Divide et impera (Böl ve hükmet) hilesini kullanıp önce ikiye bölmüşler daha sonra yıkmışlardır. Aynı oyun Göktürklerede yapılmıştır. Böyle oyunları Ruslar Anaasya'da yaşayan diğer Türk Uluslarına uygulayıp birbirlerine düşman yapmışlardır.


Krallık (Kağanlık) Altayların aile sistemine göre iki alt krallığa bölünmüştür. Doğu Karahanlıların hükûmdarı, daha büyük han olup "Arslan Kara Han" unvanıyla Balasagun (ya da Kara Ordu)'da ikamet etmiştir. "Arslan" kelimesi Karluklar'dan Çiğil boyunun totemi (ongunu) olan aslan manasına gelmektedir. Batı Karahanlıların hükûmdarı olan ikinci Karahan ise Taraz'da üslenmiş ve daha sonra Kaşgar'a taşınmış ve tekrar Taraz'a dönmüştür. Onun unvanı Buğra Kara Han idi. "Buğra" kelimesi Karluklar'ın Yağma boyunun totemi (ongunu) olan deve anlamına gelmektedir.[9]


Karahanlı Devleti, Aral Gölü'nden Batı Çin ve Moğolistan adacıklarına kadar uzanan bir coğrafyada hüküm sürmüştür.



ABDÜLKERİM SATUK BUĞRA HAN 


Satuk Buğra Han, (Arapça: صَتُق بُغهرَ خهَن; Sátuq Bughra Khán) Hicrî 309 (Milâdi 922) yılında doğmuştur. Satuk altı yaşına gelince, babası, Tengri Kadir Buğra Han Buhara'ya karşı yaptığı bir seferde vefat eder.[1] Dul kalan annesi, Satuk ile birlikte amcası ve babasının yerine ardıl olan Harun Buğra Han'ın himayesine girerler.


Hayatı

Müslüman oluşu


Karahanlıların 920-958 yılları arasındaki hükümdarı, 932 yılında İslam'ı kabul ederek, tarihteki ilk Müslüman Türk Hakanı olmuş, Türk topluluğunun toplu halde İslam'a geçmesine yol açmıştır. Bu yüzden Türk tarihi için önemlidir ve hakkında Satuk Buğra Han destanı anlatılır. Babası Karahanlı hükümdar ailesinden Bezir Han idi. Babasının ölümü üzerine amcası ve üvey babası Oğulcak Kadır Han'ın himayesinde büyüdü. Satuk Buğra on iki yaşlarında iken Maveraünnehir ve Horasan bölgesine hakim olan Müslüman Samani Devleti şehzadeleri arasında anlaşmazlık çıktı. Bunlardan Nasır bin Ahmed, Oğulcak Kadır Han'ın ülkesine sığındı. Ona iyi muamele edip Artuç nahiyesinin idaresini verdi. Artuç Nasır bin Ahmed'in gayretleri ve gelip giden Müslüman tüccarlar sayesinde bir ticaret merkezi oldu. Satuk Buğra da Artuç'un ziyaretçileri arasındaydı. Nasır bin Ahmed'le tanışıp ondan İslamiyeti öğrenerek Türkistan'da İslâm Peygamberi Muhammed bin Abdullah'ın ölümünden 333 yıl sonra Satuk 12 yaşında iken Müslüman oldu. Müslüman olduktan sonra Abdülkerim[2] ismini almıştır ve tam ismi Abdülkerim Satuk Buğra Han olmuştur.


10. yüzyılda yaşayan Arap gezgin ve bilgin İbn Fadlan Milâdi 960 yılında yaklaşık 200,000 çadırlı Türkler (Karahanlılar) İslâm dinini benimsemiştir diye aktarmıştır.[3][4]



Yirmibeş yaşında

Yirmi beş yaşına gelince Müslüman olduğunu açıklayıp, amcası ile mücadeleye başladı. Onunla Fergana Savaşını yaptı. İlk olarak Atbaşı kalesini zaptetti. Daha sonra üç bin kişilik bir orduyla Kaşgar üzerine yürüyüp fethetti. Amcası Oğulcak Kadır Han'ı öldürdü. Ülkede hakimiyeti sağlayıp birliği temin etti. Türk ülkelerinde İslamiyeti hızla yaydı. Ebü'l-Hasan Muhammed gibi İslam alimleri, Satuk Buğra Han'a yol gösterip teşvik ettiler.


Abdülkerim Satuk Buğra Han, daha sonra yaptığı savaşlarda; Yağma, Çiğil, Oğuz boylarının yerleşmiş bulunduğu Türkistan şehirlerini birer birer ele geçirdi. Bu sırada Karahanlılar Devletinin doğu kısmına hakim olan Büyük Kağan Bazır Arslan Han Çinlilerden yardım alarak 924 yılında Abdülkerim Satuk Buğra Han'a karşı savaş açtı. Satuk Buğra Han Müslümanların yardım ve desteğiyle, onunla Balasagun Savaşını yaptı ve galip geldi.


Ardılları

Sultan Satuk Buğra Han'ın dört oğlu, Buğra Hasan Han, Hüseyin Buğra Han, Yusuf Kadir Han, dördüncü oğlunun ismi belli değildir, ve üç kızı, bunlar Nasab Türkan, Hadya Türkan ve Ala Nur isimlerinde toplam yedi çocuğu olur. En son olan Álá Núr, güzel, dindar, namuslu olan kızının hayatı kısa ve Meryem'e hatırlatır (benzer). Álá Núr, ergenlik çağına geldiğinde, bir gece Allaha dua ederken, Melek Cebrâîl ona gelir ve ağzına bir damla ışık (nur) akıtır. İçinde güzel bir rahatlık hissi yarattır, ve onlarda bir süre sonra bu his kayıb olur, daha sonra bir gece, kapıdan dışarı çıkar ve bir kaplanın hayalini karşısında görünce düşüp bayılır.


Birkaç ay sonra Muharrem ayının onuncu Cuma günü, "Cuma namazı" vakti, Álá Núr Kháním, kırmızı tenli, ceylan gözlü ve tatlı sesli bir erkek çocuğu dünyaya getirir. Han bu duruma çok kızar ve öfkelenir, ve öbür insanlarda hayretle sorarlar: "Bu ne biçim olay böyle?". Han bu gizemin araştırılması için emir verir ve kehanette bulunanlar, hekimler, imamlar, kadılar ve zamanın ileri gelen beyleri toplanıp iffetsizlikle suçlanan Álá Núr Kháním'i muayene ederler ve suçsuz ve iffetli olduğuna karar verirler. Erkek çocuğuna bu gizem üzerine Seyyid Ali Arslan ismi verilir. Yedi yaşına geldiğinde annesi onu Toc Bùbù ile nişanlar. Sonra Seyyid Ali Arslan Toc Bùbù’dan üç oğlu olur ve birkaç tane kızı olur. Oğullarının isimleri Muhammad Arslán, Yúsuf Arslán , Kızıl Arslán'dır. Kızlarından birisi birisi Seyyid Bahattin’nin oğlu Seyyid Celaleddin ile evlenir.



Saltanatının sonunda

Bundan sonra 31 yıl hüküm süren Satuk Buğra Han, güzel ve adil idaresi ile binlerce kimsenin Müslüman olmasına vesile olmuştur. Saltanatının sonuna doğru, Satuk Buğra Han, Xıtay (契丹; Qìdān) (Liao Hanedanlığına karşı) sınırına bir sefer yapar ve Turfan'a kadar bütün ülkenin tamamında İslâm genişlemiştir. Burada hasta olur ve Kaşgar'a geri getirilir, bütün bir yıl hasta yatar ve sonra vefat eder. Satuk Buğra Han, son saatlarında arkadaşlarını, çocuklarını, Abú Nasrın oğlunu Abbúl Fattáh yanına çağırır ve onlara nasihatta bulunur. Onun yaşamını bitirdiği son gün, Hicrî 344 Milâdi 955'tir.[5][6]


Kaşgarlı Mahmud'un Divân-ı Lügati't-Türk'te "اَرتُج artuç" "Ardıç. Kaşgar'da bu isme sahip iki köy vardır."[7] diye bahsettiği, "birisinin adı altın[8] Artuç (Artux), ikincisi üst Artuç'dır." Altın Artuç (aşağı Artuç)'ta mezarlığa gömülür[6], ve cenaze törenine iki vali, yedi bin alim ("din adamları"), yirmiiki bin gazi ve halktan onbeş bin kişi katıldı. Satuk Buğra Han'ın ölümünden üç yıl sonra Abbúl Fattáh ta ölür, böylece bütün görevleri Satuk ailesine geçer.[5]


Hasan Buğra Sultan Han, "Padişah Gazi" ünvanını alıp Kaşgar'da babasının yerine geçmiştir, yönetimi sırasında Khutan'ı (başka ismi Chinshahr, Çinşehir) alır.


Abdülkerim Satuk Buğra Handan sonra, oğulları devrinde de ülkesine pek çok İslam alimi gelip, İslamiyeti doğru olarak anlattılar ve yayılmasına çalıştılar. Kendisinden sonra Musa Tunga adında bir oğlu yerine geçti. Bundan sonra da bunun oğlu Baytaş Süleyman Arslan hükümdarlık yaptı. Başka oğulları ve kızları olduğu da rivayet edilmiştir.


10. yüzyılda Artuç'da inşa edilen türbesi tekrar 1995 yılında Mimar Abuduryim Ashan tarafından tamir edilmiştir[9].



Kaynakça

^ "Ankara'nın Başkent Oluşunun 89. Yılı Kutlu Olsun" (WMV). ttk.org.tr. 2012. 19 Nisan 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Ocak 2013.
^ http://www.dmy.info/karahanlilarda-devlet/
^ Reşat Genç, Karahanlı Devlet Teşkilatı, TTK Yay, , s. 4
^ Omeljan Pritsak, “Die Karachaniden” Der Islam 31 (193-54): 17
^ Encyclopaedia Iranica
^ Omeljan Pritsak, 1955, pp. 239-63; Doerfer, Elemente III, pp. 426-32.
^ bk. Jamal Qarashi, Mulhaqat al-Sure aus Bartolda, Turkestan, I (Texte), 132: mata Satuq Bughra khan al-ghazi fi sanat 344 wa mashhaduhu bi-Artuj min qura Kashghar,wa [huwa] al-yaum ma'mur wa mazur, Mi. Grenard, Jour. As., Januar 1900, S. 6
^ altın: aşağı, alt. Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. ISBN 975-16-0405-2, Cilt I, sayfa 95, 108, 109
^ ibid., 23
^ ülüş الش Pay, halk arasında taksim, hisse.Divanü Lugati't-Türk Veri Tabanı
^ Abdulkadir İnan, Orun ve Ülüş Meselesi, Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası, I, İstanbul, 1931, sayfa 123.
^ Abdulkadir Donuk, İdarî-Askerî Unvan ve Terimler, İstanbul, 1988, sayfa 85.
^ Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Geliğme Çağları, İstanbul, 2001, II, s. 782-783.
^ Abdulkadir İnan, Orun ve Ülüş Meselesi, Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası, I, İstanbul, 1931, sayfa 121-128.
^ Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Geliğme Çağları, II, sayfa 782-783.
^ İbrahim Kafesoglu, Türk Milli Kültürü, sayfa 688.
^ Tuğ üzerine geniş bilği için bkz. Aldülkadir İnan, Tuğ-Bayrak (sancak), Türk Kültürü, 1966, sayfa 46.
^ http://www.turkedebiyati.org/karahanli-devri-turk-edebiyati/
^ TDK Divanü Lugati't-Türk Veri Tabanı
^ "Karahanlılar" İslam Ansiklopedisi, Cilt:24, Sayfa:11, Yıl:2001
Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]
Kansu Uygur Krallığı
Karahoca Uygur Krallığı
Karluklar
Gazne Devleti
Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]
Karahanlılar
İlk Müslüman Karahanlılar
Karahanlılar şiiri



Notlar

^ http://dsr.nii.ac.jp/toyobunko/VIII-1-B-17/V-1/images/PDF/0187.pdf
^ Abdülkerim: Kerem sahibi, cömert, ulu olan Tanrı'nın kulu. Kişi Adları Sözlüğü
^ Ali ibn al-Athir, Al-Kamil fi al-Tarikh. VIII. Edited by C.J. Tornberg. (Beirut, 1965): 532.
^ Mevlana Muhammed, İslam'ın Yayılış Tarihi, cilt 2, İstanbul, 1972, sayfa 985.
^ a b http://dsr.nii.ac.jp/toyobunko/VIII-1-B-17/V-1/images/PDF/0190.pdf
^ a b Jamal Qarashi, Mulhaqat al-Sure aus Bartolda, Turkestan, I (Texte), 132: mata Satuq Bughra khan al-ghazi fi sanat 344 wa mashhaduhu bi-Artuj min qura Kashghar,wa [huwa] al-yaum ma'mur wa mazur, Mi. Grenard, Jour. As., Januar 1900, S. 6
^ Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. ISBN 975-16-0405-2, Cilt I, sayfa 95
^ altın: aşağı, alt. Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. ISBN 975-16-0405-2, Cilt I, sayfa 108, 109
^ http://www.archnet.org/library/sites/one-site.jsp?site_id=4399 Sultan Satuk Buhrahan Tomb


Dış bağlantılar

Digital Archive of Toyo Bunko Rare Books (İngilizce) (Japonca)
Satuk Buğra Han'ın mezarı (ھەزرىتى سۇلتان سۇتۇق بۇغراخان مازىرى) (İngilizce)


https://tr.wikipedia.org/wiki/Satuk_Buğra_Han


https://tr.wikipedia.org/wiki/Karahanlılar

TÜRKLER ANADOLU'YA 1071 DE Mİ GELDİLER?





TÜRKLER ANADOLU'YA 1071 DE Mİ GELDİLER?


Bize ezberletilmiş bir yanlış var. O' da Anadolu'nun Helen(Yunan) olduğu ve bizim 1071 de geldiğimiz.


Yukarda gördüğünüz kabartma Hititlere ait.Halka içine alınmış tamga ile sağda yukarıda gördüğünüz eski Konya halısının motifleri aynı.Yine diğer halka içideki baklava dilimi şeklindeki motif ile Anadoluda bazı  köylerde kilim motifleri aynı.

Hititler Türktü, Anadoluda hep Türktü hepde öyle kalacak.

1 Şubat 2016 Pazartesi

MASON PADİŞAH V.MURAT



MASON PADİŞAH V.MURAT


Veliaht Murat,üvey kardeşleri Reşat ve Kemalettin ile.
1870'ler.


http://www.mason.org.tr/web/


Türkiye'de Masonluk ve Ünlü Masonlar






Türkiye'de Masonluk ve Ünlü Masonlar


(MASONLARIN KENDİ SİTESİ)


http://www.mason.org.tr/web/