28 Temmuz 2021 Çarşamba

BUNLARI BİZE KAHRAMAN DİYE OKUTTULAR.


 BUNLARI BİZE KAHRAMAN DİYE OKUTTULAR.

İSTANBUL'UN İLK ELEKTRİK SANTRALİ


İSTANBUL'UN İLK ELEKTRİK SANTRALİ

Silahtarağa Elektrik Santrali, Silahtarağa Termik Santrali ya da kısaca Silahtarağa Santrali, İstanbul'da bulunan eski bir enerji üretim tesisidir. 1914 yılında, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulan kömür yakıtlı santral, kurulduğu tarihten, kapılarını kapattığı 1983 yılına değin İstanbul'un enerji gereksiniminin karşılanmasında kullanıldı. 20 yıl metruk durumda kaldıktan sonra, İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından 20 yıllığına kiralandı ve tesis restore edilerek üniversite yerleşkesi, müze ve sanat galerisi olarak hizmet vermeye başladı. 2007'de yenilenmiş biçimde açılan tesis, günümüzde "Santralistanbul" adıyla anılmaktadır.

AYASOFYA CAMİİNDE

Ayasofya (Fethiye) Camii'nin ortasında ibadet yapılan yerde böyle bir alanın olması çok yanlış.
BURASI KİLSE Mİ CAMİİ Mİ? BU FRESKLERİN RESİMLERİN KALDIRILMASI GEREKİR. ATATÜRK'ÜN ZAMANINDA ABD'DEN GETİRİLEN RESSAMLARIN ÇİZDİĞİ BAZILARININ ÜZERİNDEN GEÇTİĞİ UYDURUK HZ.İSA,HZ.MERYEM RESİMLERİ.
AYASOFYA'DA İKİNCİ KAT NEDEN KAPALI?

CERRAHPAŞA CAMİİ


 

ENANİYE ZİNCİRİ


 

AVRUPALI YAMYAMLAR







 

JÖN TÜRKLER


 

22 Haziran 2021 Salı

Çanakkale'nin Arıburnu cephesi kahramanlarından Yüzbaşı Faik Beyin ismini duyan var mıdır?


Ses ver ey tarih! Çanakkale'nin Arıburnu cephesi kahramanlarından Yüzbaşı Faik Beyin ismini duyan var mıdır? Nice Unutulan İsimlerden Allah rahmet eylesin Mekanı Cennet Olsun.

Unutulmuş Bir Şehit: Reşid Bey


 Unutulmuş Bir Şehit: Reşid Bey


Balkan Harbinde Türk Ordusu yenilmiş ve Çatalca Hattına kadar çekilmişti. Kuşçubaşı Eşref Bey ve arkadaşları Edirne’yi kurtarmak için İstanbul ve çevresinden gönüllüler toplayarak Süleymaniye ve Sultan Ahmet Camileri avlularında hazırlanırlarken Çerkez Deli Fuat Paşa çadırına gelir ve üç oğlunu bu harekât için ona emanet eder.
Giderken; “Eğer bir Emr-i Hak vaki olur, oğulları şehit olursa mutlaka haber vermesini, şehidini gelip bizzat kendi gömmek istediğini..” bildirir.

Ve hazırlıkları tamamlayan Teşkilat-ı Mahsusa’nın bu mümtaz birliği, Sırp ve Bulgarların beklemediği, ummadığı bir anda saldırıya geçerek ilerlerler, Edirne’yi kurtarırken Deli Fuat Paşanın büyük oğlu şehit olur.

Deli Fuat Paşaya Eşref Beyden bir telgraf gelir: “MUKADDES BİR SON VAZİFENİN İFASI İÇİN TEŞRİFLERİ…”

Deli Fuat Paşa hemen gelir. Şehit oğlu Reşit Beyi gözlerinden öperek Selimiye Camisi haziresinde bizzat defneder.
Tam mezar kazılırken caminin imamı koşar gelir. "Durun...Padişah iradesi olmadan gömemezsiniz."dediğinde Eşref Bey; "Sen ne dediğinin farkında mısın? İsterdim ki Edirne'mizi düşman çizmesinden kurtaran bu şehidi biz başka yere gömerken, sen gelip onu buraya gömmemiz için ısrar etmeliydin. Bu cami düşman çizmeleriyle çiğnenirken nerdeydin? Defooool.!" diye onu kovar.
Şehidimiz bugün hala Selimiye Camisi haziresinde yatmaktadır.
Deli Fuat Paşanın diğer oğulları da Çanakkale ve Gazze Cephelerinde şehit olurlar.

Allah rahmet eylesin.

7 Haziran 1915 tarihli "Turan" Gazetesinde Müşir Deli Fuad Paşa'nın "Şehitler Babası" olması ile ilgili haber
"Şehit olan oğulları:

1- 32 yasında süvarı Yüzbaşısı Mehmed Reşid Bey Edirne'nin geri alınmasında
2- 23 yaşında 1912 Kırklareli Muharebesinde Sülüoğlu Çiftliğinde şehit Said Bey
3- 1915 Seddülbahir muharebesinde şehit 21 yaşında İbrahim Halid Bey
3 oğlunu Balkan harbi ve Çanakkale'de şehit verdiği için ”Şehitler Babası" olarak anılan Deli Fuad Paşa'dır.

Fotoğraf: Müşir Deli Fuad Paşa’nın Balkan ve Çanakkale Savaşı’nda şehit olan üç oğlundan biri: Reşid Bey.

DİKKAT BU ŞEHİTLER BİR PAŞANIN EVLATLARIDIR. BUNLAR HER NE OLURSA OLSUN BABALARININ TORPİLİYLE İSTANBUL’DA KALABİLİRLER, BOLLUK İÇİNDE YAŞAYABİLİRLERDİ.
FAKAT VATAN UĞRUNA ŞEHİTLİĞİ SEÇTİLER.
RUHLARI ŞAD OLSUN.
ŞİMDİKİLERE İBRET OLSUN

10 Haziran 2021 Perşembe

CELLAT ALİ'NİN HATIRALARI




 CELLAT ALİ'NİN HATIRALARI

CELLAT ALİ:"PARA ALMAK İÇİN ADAM ASMIYORUM. ADAM ASTIĞIM İÇİN PARA ALIYORUM"

8 Haziran 2021 Salı

Çanakkale Siperlerinde Ramazan-ı Şerife Dair Bir Mektup (105 Sene Evvel)


Çanakkale Siperlerinde Ramazan-ı Şerife Dair Bir Mektup (105 Sene Evvel)

Benim güzel kızım,
Bugün Temmuz 14, Ramazan'ın ikinci günü. Şeyhülislam oruç tutmayabilirsiniz diye fetva yayınladı. Ama benim içim rahat etmedi. Oruca niyetlendim. Sahur vakti çalıların arasında iki kök çiriş (pırasadan daha küçük bir ot) buldum. Onlarla sahur ettim. Gündüzü yeni siperler kazdık. Hiç susamadım. Taarruz arttı. Kafamızı çıkaramadık. Akşam olunca bir asker ezan okudu. Siperin içinde matara elden ele dolaştı. Herkes orucunu su ile açtı. Ben zannettim ki sadece ben oruçluyum. Meğer bölüğün hepsi oruçluymuş. Matara en son bana geldi. Geldi ama ben kendimden utandım. Arkadaşlarım hepsi sahursuz oruç tutmuşlar. Ben ise iki çirişi yediğim için arkadaşlarıma karşı kendimi mahcup hissettim. O gün oruçlu şehit olan Erzurumlu, Darendeli ve Yenicelinin hakkını nasıl öderim diye gözyaşı döktüm..."
Vatan ve mukaddesat uğruna canlarını seve seve feda eden Aziz şehitlerimizi ve kahraman gâzilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
Allah ibadetlerimizi ve dualarımızı kabul eylesin.
Bu mübarek ruhdan bizi mahrum bırakma Yaaa Rabbim.

30 Mayıs 2021 Pazar

HÜR VE KABUL EDİLMİŞ MASONLAR BL VE ERMENİSTAN BL İŞBİRLİĞİ


Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar BL ve Ermenistan BL İşbirliği

Print Friendly, PDF & Email
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Baş masonu Bülent Akkan Doğruyu Söylememişti
Eylül 2018 başında İnternete bir fotoğraf düşer. Gürcistan Büyük Locası bir töreninde Türkiye ‘den HKEMBL büyük sekreteri Selim Örs, Ermenistan baş masonu ile yan yana:

BB03

Resim 1 Soldan sağa: Rusya BL baş masonu, Ermenistan BL baş mason yrd. (kırmızı), Ukrayna baş masonu, HKEMBL Büyük Sekreteri Selim Örs (yeşilli)

Bunun üzerine gazeteci Yavuz Selim Demirağ, milli bilinci ve duyarlılığıyla Yeniçağ Gazetesinde 6 Eylül 2018 ‘de köşesinde “Loca İhaneti” başlıklı bir yazı yazar ve bu fotoğrafa atıf yapar, HKEMBL kendi üyeleri mason kardeşlerine duyurusunu yazının sonuna ekler:

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/loca-ihaneti-48751yy.htm

HKEMBL panik içinde bir açıklama yayınlar. Yavuz Selim Demirağ 8 Eylül 2018 tarihinde Locanın Paniği başlıklı bir yazı daha yazar ve baş mason HKEMBL açıklamasını ekler:

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/locanin-panigi-48775yy.htm

HKEMBL baş masonu Bülent Akkan uzun laf salatası açıklamasında söz konusu törene ilişkin açıklamasında üç satırlık bir paragrafta konuya değinir;

“Nihayet, Gürcistan'da beş yıldır çalışmakta olan locamız, Gürcistan'ın milli büyük locası olarak kurulan Gürcistan Birleşik Büyük Locası'na devredilmiş ve her türlü idari sorumluluk kendilerine aktarılarak bu ülkeden çekilinmiştir. “

Gazeteci Yavuz Selim Demirağ bu açıklamayı da yanıtlamaya çalışmış ancak doğal olarak konuya çok hakim olmadığı için açıklaması eksik kalmıştı.

Bugünlerde yeni yazmakta olduğum masonların Balkanlar ve Kafkaslar ‘da örgütlenme çabalarını anlattığım kitabım için yaptığım araştırmalarda, başka bir gerçek ortaya çıkıyor. Bu yazının ekinde Gürcistan Büyük Locası kuruluşunun tüm süreçlerini, paydaşlarını anlatıyorum. Gürcistan Masonluğunu anlattığım yazıya geçmeden önce, baş mason Bülent Akkan, tipik bir baş mason olarak “gerçek bükücüsü” gibi davranıyor ve doğruyu söylemiyor.

“Türkiye” adını haksız ve yasal bir temeli olmadan kullanan HKEMBL, İstanbul Bilgi Üniversitesi eski rektörü Mehmet Remzi Sanver döneminde yurt dışı faaliyetleri ve işbirliklerinde tavan yapmış ve ardından gelen baş masonlar Ömer Köker ve Bülent Akkan döneminde sürmüştür.

Gürcistan Birleşik Büyük Locası (BL) kuruluşunda, HKEMBL, Ermeni Büyük Locası ile işbirliği toplantıları yaptı ve Gürcistan Birleşik Büyük Locasının kuruluşunu birlikte kurdular.

Almanya ‘da Ermeni BL temsilcileriyle HKEMBL temsilcileri aynı masa etrafında toplanıp, birlikte karar aldılar.[1]

Baş mason Bülent Akkan ilk yazısında bunu açıkça itiraf ediyor. Gürcistan Birleşik Büyük Locası büyük görevliler kurulu denen yönetim kurulunda Türk vatandaşı HKEMBL üyelerinin varlığını sevinerek aktarıyor;

“Konsekrasyon töreni öncesinde her locadan ikişer temsilcinin katılımı ile yapılan seçimler sonucunda yeni büyük locanın büyük görevlileri seçilmiştir. Aynı zamanda Prometheus Muhterem Locası üyeleri olan locanın Kurucu Üs Muhteremi Hasan Ataşoğlu Kardeş Büyük I. Nazır, locanın eylemli Üstadı Muhteremi Baran Baran Kardeş Büyük Hazine Emiri, locanın Büyük Gözlemcisi Ahmet Acar Tezel Kardeş Büyük Hasenat Emiri görevlerine seçilmişlerdir. Bu kardeşlerimiz Gürcistan Masonluğunun temellerinin kurulmasında tarihi yerlerini alacaklar ve çok kısa süre içinde bu görevlerini esas sahipleri olacak olan Gürcü kardeşlere devredeceklerdir.“[2]

Gürcistan Birleşik Büyük Locası yönetiminde, Türk vatandaşı ve HKEMBL üyeleri, baş mason Bülent Akkan ‘ın güvenilir mason kardeşleri,

Ermenistan Büyük Locası eski web sayfasında Türkiye Doğusunu Ermenistan olarak gösteren, yurdumuzda hala alçakça gözü olan,
Ermenistan baş masonlarının her göreve başlayışında ve Ermenistan da yapılan her türlü uluslararası etkinlikte konuklarını gerçek dışı soykırım yalanı için yapılan anıta götüren,
Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içindeki yüzyıllardır Türk toprağı olan Karabağ’ı Ermenistan Ordusu, Türkleri hamile, kadın, çocuk demeden vahşice katledip işgal ettikten sonra, Karabağ ‘da mason büyük locası kuran,
Ermenistan Büyük Locası üyeleri, soydaşlarımızın kanları ellerinde bulunan Ermeni mason kardeşleri ile aynı yönetim kurullarında omuz omuza çalışıyorlardı. Baş mason Bülent Akkan ‘ın sevinerek duyurduğu da buydu aslında.

Bu söylediklerimin ayrıntılarını HKEMBL ve Gürcistan, Ermenistan, Rus mason kaynaklarından belgelerle Gürcistan Birleşik Büyük Locası yazımda ortaya koyuyorum:

http://huroltasdelen.com/index.php/mason-localari/yazilarim/149-gurcistan-birlesik-buyuk-locasi-kurulusu

Ankara, 29 Temmuz 2020

Hürol Tasdelen

[1] https://www.masonicforum.ro/no-58-en/report-on-unification-of-regular-freemasonry-in-georgia/

http://uglg.org/history/

[2] https://www.yenicaggazetesi.com.tr/loca-ihaneti-48751yy.htm

http://huroltasdelen.com/index.php/basin-bildirilerim/150-basin-bildirim-3-hur-ve-kabul-edilmis-masonlar-bl-ve-ermenistan-bl-isbirligi?fbclid=IwAR0-9eKElq2S5pKAPDZdFIgaj6keyb1WMURS3bJOQtsS5kqGr22ArpaU8BM

MASONLARIN ATATÜRK SEVGİSİ NEYDEN KAYNAKLANIYOR?



 MASONLARIN ATATÜRK SEVGİSİ NEYDEN KAYNAKLANIYOR?

Mark Üstat Masonlar Büyük Locası resmi Türkçe hesabından alınmıştır.


Mark Üstat Masonlar Büyük Locası resmi Türkçe hesabından alınmıştır.

(https://www.facebook.com/MarkUstatMasonlar/)

Mark Üstat Masonluk Nizamı, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'deki Hürmasonluk aleminde Progresif Masonluk anlayışındaki en köklü (1769) ve yaygın (68 ülke) nizamıdır.

Resime dikkatli bakınca mason sembollerinden gönye ve pergel var. Ayrıca hilal ve güneş var. Acaba hilal ile güneşte mason sembolümü? Masonlar yani duvar işçileri ustaları Süleyman Tapınağını inşâ ediyorlar. Masonlar ve Siyonistler Süleyman Tapınağını Mescid-i Aksa'yı yıkıp üzerine yapmak istiyorlar. 

28 Mayıs 2021 Cuma

MEĞER HEPSİ ORUÇLUYMUŞ


 MEĞER HEPSİ ORUÇLUYMUŞ

105 Sene Evvel Çanakkale Siperlerinde Bir Mektup:
"Benim güzel kızım, bugün Temmuz 14, Ramazan’ın ikinci günü.

Şeyhülislam oruç tutmayabilirsiniz diye fetva yayınladı.
Ama benim içim rahat etmedi. Oruca niyetlendim.
Sahur vakti çalıların arasında iki kök çiriş (pırasadan daha küçük bir ot) buldum.
Onlarla sahur ettim.
Gündüz yeni siperler kazdık. Hiç susamadım.
Taarruz arttı. Kafamızı çıkaramadık.
Akşam olunca bir asker ezan okudu.
Siperin içinde matara elden ele dolaştı.
Herkes orucunu su ile açtı.
Ben zannettim ki sadece ben oruçluyum.
Meğer bölüğün hepsi oruçluymuş.
Matara en son bana geldi.
Geldi ama ben kendimden utandım.
Arkadaşlarım hepsi sahursuz oruç tutmuşlar.
Ben ise iki çirişi yediğim için arkadaşlarıma karşı kendimi mahcup hissettim.

O gün oruçlu şehit olan Erzurumlu, Tokatlı, Sivaslı, Memleketimizin her yerinden şehit olan arkadaşlarımın hakkını nasıl öderim diye gözyaşı döktüm…”
Bu satırlar ecdadın bu ülkeyi ne zorluklarla ve çetin şartlarda bize bıraktıklarını hatırlatıyor ki kıymetini bilelim.
İnsanımızda oluşturulan en büyük bir hastalık tüketim hırsı ve nimete nankörlük... Halinden şikayet. Tatminsizlik... Bu bir mizaç bozulması aynı zamanda.

Bu satırlar ne kadar bolluk ve bereket içinde olduğumuza halimize şükretmemiz konusunda bize yol göstericidir.
Allah hepsinden tek tek razı olsun..

MAĞRUR OLMA PADİŞAHIM


 

24 Mayıs 2021 Pazartesi

"KAMAL" Madem Türkçe bir isim niye Türk Dil Sözlüğünde yok?


ABD'nin Vikisözlüğünde "KAMAL" "KALE" olarak geçiyor. Eskiden "KALE" kelimesi yerine eski Türkçe'de "KALA" ya da "GALA" deniliyordu. Madem Türkçe bir isim niye Türk Dil Sözlüğünde yok? :)

Niçin Kemal Değil Kamâl?

Her insan kendi ismiyle çağrılmak ister. Bu ise en tabii insan hakkıdır. M. Kamâl ismini “Kamâl” olarak 1935 yılında değiştirmiş ve öldüğü 1938 tarihine kadar bu ismi kullanmıştır. Hatta “Kamalizm” ideolojisi bu yıllarda dile getirilmiş sayısız kitap ve makaleye konu olmuştur.

Elbette bir bildiği vardır. Bu konuda kendisine saygı duyulmalı kendi çağrılmak istediği isimden farklı olarak eski ismiyle hitap edenler bu yanlışlarından vaz geçmelidirler. Ben elimden geldiği kadar kendisini “Kamâl” olarak yazmaya ve ifade etmeye çalışıyorum. Bazen bir eserden alıntı yaptığım zaman nokta ve virgülüne kadar değiştirilmemesi lazım geldiğinden “Kemal” ismini de kullanmak mecburiyetinde kalıyorum. Bu ise bir zorunluluktur.

Peki, neden Kamâl ismini kullanmıştır, bu konuda yazılmış eserlerden yola çıkarak fikir yürütmek mümkündür. Öncelikle “Ben Atatürk’ün Uşağıydım” adlı eseri ile Cemal Granda, bu konuya ışık tutmaktadır.

Eserinde “Bütün Kemaller eşektir” ifadesini bizzat M. Kamâl’ın söylediğini hatta bu yüzden bazı şahısların ismini Kemal yerine Cemal yapmak zorunda kaldığını belirtmektedir. Demek ki M. Kamâl “Kemal” isminden hiç hoşlanmamaktadır.

M. Kamâl’ın ideolojisini ve hayata bakışını anlamak isteyenlerin Cemal Granda’nın bu eserini okumasını tavsiye ederim. Zira kitabın başından sonuna kadar M. Kamâl’ı ne kadar çok sevdiğini söyleyen Granda, yaşamış olduğu hatıraları çok sade ve anlaşılır bir dille ifade etmeye çalışmıştır.

Kamâl ismini kullanmaktan hoşlanmayan birçok insan neden bu ismi kullandığını ifade etmek için şu gerekçeleri kullanmaktadırlar. Öncelikle “Kamâl” isminin Türkçedeki büyük sesli uyumuna uygun olduğunu söylemektedirler ki bu doğru değildir. Zira M. Kamâl’ın Nüfus cüzdanında Kamâl’deki ikinci “â” inceltme şeklinde yazılmıştır ki bu durun sesli uyumuna uymamaktadır.

İkinci olarak da eski dilde Kamal’ın “kale” anlamına geldiğini söylerler fakat bu da doğru değildir. Çünkü kale anlamında birçok kelime kullanılsa da asla “Kamâl” ifadesine hiçbir eserde rastlanmamıştır. Eski dilde “Kamal” ve “Kam” şamanlara verilen isimdir.

Burada mantıklı olarak söylenebilecek en doğru neden şu olsa gerektir. Kamâl, ismindeki ikinci “â” inceltme şeklinde yazıldığı için bir çok dilde bulunan ”ae” karışımı bir harf şeklinde telaffuz edilebilir. Bunu Türkçenin 29 harfi ile söylemek gerekirse “ae” şeklinde kullanırsak Kamâl ismine “Kamael” diyerek söyleyebiliriz. Bu kelime ise İbranicede “tanrının gücü” anlamına gelmektedir.

İnternet arama motorlarında “Kamael” kelimesi “ כמאל” şeklinde ifade edilmekte ve “ Meaning: The strength of God” şeklinde ifade edilmektedir. ( Bakınız:
http://www.rodurago.net/en/index.php?site=details... )

Kuvvetle muhtemeldir ki “Kamâl” kelimesi bu manayı ifade etmektedir. Çünkü M. Kamal’ın doğduğu yer olan Selanik’te Yahudilerin kullandığı dil olan İbranice en yaygın lisanlardan bir tanesi idi. Halkın üçte biri Yahudi olduğu gibi yine büyük oranda “dönme” olarak tabir edilen “Sabetaycı” yaşamaktaydı. Tanrının gücü anlamı dini bir sıfat veya ifade olarak kullanılmış olabilir, vesselam…

İBRANİCE-LATİNCE SÖZLÜK

https://ibranice-latince.cevirsozluk.com/ceviri15/366543172-%D7%9B%D7%9E%D7%90%D7%9C#iw|la|%D7%9B%D7%9E%D7%90%D7%9C

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/vehbi-kara/nicin-kemal-degil-kamal-17299.html